KOLO BUJANOVAC ULUSLAR ARASI FOLKLOR FESTİVALİ

 FESTİVAL  İZLENİMLERİ

 Müdürlüğümüz Türk Halk Oyunları ekibi 08 Temmuz – 15 Temmuz 2008 tarihleri arasında Sırbistan’da gerçekleştirilecek olan  “KOLO BUJANOVAC ULUSLAR ARASI FOLKLOR FESTİVALİ’ne katılmak üzere davet edilmiştir.

 Müdürlüğümüz Türk Halk Oyunları Ekibi’nin Sırbistan’da Kolo Bujanovac Uluslar Arası Folklor Festivaline katılması, Türk Kültürünün, Kültürel Değerlerimizin ve Ülkemizin ve İlçemizin tanıtımı açısından  önem taşıması nedeniyle, Festivale katılabilmek için gerekli çalışmalar yapılarak izin ve onaylar alınmış ve hazırlıklar tamamlanmıştır.

  İlçemiz de çoğunlukla çeşitli okullarda görev yapan öğretmenlerden oluşan ve Halk Eğitimi Merkezi tarafından çalıştırılan Türk Halk oyunları ekibi oyuncuları, müzisyen,  teknik ve idari personel   ile birlikte 08. Temmuz 2008 tarihinde Urla Hakan Çeken kültür merkezi önünden Sırbistan’a hareket edilmiştir.

İster yerel isterse uluslararası olsun, festivaller veya şenlikler, farklı kültürleri tanıma, kaynaşma ve dayanışma duygularını geliştirici bir özelik taşımaktadır.

            Türkiye'nin İpsala sınır kapısından Yunanistan'a giriş yaparak, Yunanistan'ın Kavala ilçesinde mola veriyoruz. Kavala' da ilk göze çarpan alt katı cami ve üzeri kilise olarak kullanılan eski bir yapı. Kavala' lı Mehmet Ali Paşa'nın Konağı ziyarete değer yapılar arasında. Kavala’yı gezip dolaşıyoruz.

          Sahil boyunca Selanik'e doğru ilerliyoruz. Selanik! bir çoğumuzun dedesi veya ninesinin ilk gençlik yıllarının geçtiği yer belki de. İzmir'in ikizi sayılabilecek benzerlikte. Bu kentin en önemli özelliği ise, Atatürk'ün doğduğu evin burada oluşu. Özenle restore edilen bu üç katlı binanın her odasında adeta Atatürk’ü hissediyor insan, eşyalar otantik. Ata'nın kullandığı giysiler ve eşyalar Anıtkabir'den getirilmiş. O dönemde bile kendine gösterdiği özen, yaratmaya çalıştığı çağdaş ve modern bir ülkenin halkına duyduğu saygıdan olsa gerek.

            Selanikten ayrılıp Makedonya'nın Edasa şehrine ulaşıyoruz. Konakladığımız motelimizin hemen kıyısındaki masmavi  Ohrit gölünü sabahın ilk ışıklarıyla fark ediyoruz. Gölün bir yakasının Arnavutluğa ait olduğunu öğreniyoruz.

         Ohrit kasabasının ortasından gölden kaynaklanan akarsu geçiyor, Bu kasaba Yahya Kemal'in doğduğu yer olması açısından önemli bir yer.

         Yolumuzun üzerindeki Florina’da Necati CUMALI'nın 11 yaşına kadar yaşadığı kasaba.

        Otobüsümüz yol kenarına kurulu sıra sıra köy ve kasabaları geçerek Üsküp'e ulaşıyor. Sırbistan'da bize rehberlik edecek iki Makedon üniversite öğrencisini gruba dahil ediyoruz. Yaklaşık 100 km boyunca uzun bir kıyı şeridinin sağlı sollu orman içlerine neredeyse doğaya hiç dokunulmadan serpiştirilmiş sahil evleri.

            Umulmadık bir kolaylıkla geçtiğimiz Sırbistan sınırından 20 km sonra akşam üzeri festival merkezi  Bujanovac’a  varıyoruz. Karşılayanların sıcak davranışları kısa sayılabilecek süre önce yaşana iç savaşın etkilerinin kalmadığının göstergesi.

            Sert görünüşü kulağı tırmalayan sesi ile sağa sola talimatlar yağdıran festival sorumlusu Buban aynı zamanda ilin kültür müdürü Üsküp'te gruba katılan Makedon iki genç orada bulunduğumuz süre içerisinde Sırpça anlatılanları bizim grupta bulunan İngilizce öğretmenlerine aktarıyor. Onlarda bize aktarıyorlardı.

            Festivale ilk gelen ekibimizin ardından Yunanistan, Makedonya, Bulgaristan ve Sırbistan grupları da farklı saatlerde geliyorlar. Yemek ve ağırlama görevini yürüten 15-18 yaş arası gençler aynı zamanda Sırbistan ekibinin dansçıları inanılmaz disiplin ve serilikte gördükleri hizmetlerin ardından akşam eğlencelerine veya gösterilere katılıyorlar.

            Festival organizasyonu kapsamında birinci gün Viranya şehrinde gösteriler planlanmış, ilk gün akşam üzeri Viranya şehrine ulaşıyoruz. Gösterilerin yapılacağı alan tıklım tıklım. Ekibimiz tarafından Coşkulu ve kusursuz sergilenen oyunlar ve müziğimiz izleyicilerden büyük alkış alıyor.

       Festivalin gerçekleştirildiği Bujanovac’ya gelişimizden  sonra bizleri görmeye gelen Bujanovac şehrinin belediye meclis üyesi ve  yerel TV.’nin Genel Müdürü  Hüseyin CAHİT beyle tanışıyoruz. Bizleri burada görmesinin onu ne kadar mutlu ettiğini belirterek  bizleri kahvaltıya davet ediyor .  Burada bizleri ve ülkemizi tanıtıcı TV de yayınlanmak üzere

TV muhabiri ve kameraman tarafından gurubumuzun çekimlerini yapıyor,  kafile başkanımızla röpörtaj yapıp bizler hakkında bilgi alıyor.

         Festival düzenleme komitesinin izniyle, son gün kahvaltıya Müslümanların çoğunlukta olduğu bir mahallede Hüseyin CAHİT ve Hasan Efendinin davetlisi olarak katıldık. Kahvaltı salonunun girişinde takım elbisesi içinde gülen gözleriyle iki kardeş karşılıyor bizleri. Elinde geçmiş yıllara ait Türkçe gazeteler, çok eskilerde kalmış anıları gösteren soluk resimlerle masanın tam ortasında oturuyor Hüseyin CAHİT. Ayağa kalkıp ceketinin düğmesini ilikliyor usulca “bu bizim için çok özel ve anlamı unutulmayacak bir gün” hıçkırıktan sözünü tamamlayamıyor.

Oldukça özenle hazırlanmış kahvaltı sofrasında yok yok. Türk usulü demlenmiş çayları ardı ardına içiyoruz büyük bir keyifle. Grubumuzun müzisyeni  Menderes ERDOĞAN’ın  sazının eşliğinde Rumeli türkülerini hep birlikte söylüyoruz.

Kafile başkanımız Ahmet YÜRÜMEZ’in, Hüseyin CAHİT Bey’e hediye ettiği Tel Sarma ile işlenmiş Türk Bayrağını korunacak en anlamlı hediye diyerek alırken her iki kardeşin gizlemediği gözyaşları duygularını en içten bir şekilde anlatıyordu. Çekilen hatıra fotoğraflarını ardından duygu dolu bir vedalaşma yaşanıyor.

Festivalin son gecesinde özel hazırlanmış sofrada karşılıklı jestlerle festival komitesi üyeleri ve festivale katılan ekipler teşekkür konuşmaları yapılarak hatıra hediyeler alınıp veriliyor.

            Ülke halklarının gerektiğinde uygarca ve dostça yaşayabileceklerini öğreniyoruz bir kez daha.

Sevdiklerimizin ve bir bardak demli çayın hayaliyle özlediğimiz ülkemize doğru sabahın ilk ışıklarıyla yola koyuluyoruz.

          Sırbistan’dan Makedonya’nın Üsküp şehrine ulaşıyoruz. Üsküp Türk şehirlerinin özelliğinde ve Türk izleriyle dolu. Tarihi yerleri gezerek. Üsküpten Bulgaristan’a geçiyoruz.

          Sofya şehrini geziyoruz oradan Türkiye sınırı Kapukuleye ulaşarak özlediğimiz  ülkemize giriş yapıyoruz.

         Edirne’de Selimiye cami’ni, Edirne çarşısını gezerek, İzmire doğru yola çıkıyoruz.

         Tüm ekipte Ülkemizi yurtdışında temsil etmenin gururu, yeni yerler yeni insanlar tanımanın tatlı bir  mutluluğu ile akşam saatlerinde İlçemiz Urla’ya ulaşıyoruz.   

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Anasayfa    Hakkımızda     Personel      Kurslarımız        Etkinlikler        Resmi Evrak     Haberler       Likler      İletişim